Serdar Kuzuloğlu’nun üç altın kuralı: İzinli, ilgili ve faydalı içerik

Foursquare Türkiye olarak nam-ı diğer “İnternet Ekipler Amiri” Serdar Kuzuloğlu ile lokasyon bazlı pazarlama üzerine oldukça keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendisi bize Nişantaşı Midpoint’te kahve ve tatlı eşliğinde sadece lokasyon bazlı pazarlamanın hali hazırdaki durumunu ve altın kurallarını anlatmadı, aynı zamanda gelecekte yapılabilecekler konusunda tavsiyelerde de bulundu.

Foursquare Türkiye: Öncelikle, hangi lokasyon bazlı uygulamaları kullanıyorsunuz?

En başta Foursquare’i kullanıyorum onun haricinde bana lokasyon tabanlı hizmet veren tüm uygulamaları kullanıyorum. Ancak bu uygulamalarda, örneğin Twitter’da, yazdığım bilginin doğrudan koordinatla önemli bir ilişkisi varsa ve insanların o konuda bilgi sahibi olması gerektiğini düşünüyorsam paylaşıyorum. Facebook Places’i de birkaç defa denemek için kullandım. Bunun sebebi aktif bir Facebook kullanıcısı olmayışım. Bunların dışında Turkcell pusula, bazı fırsat siteleri, Foodspotting ve çeşitli navigasyon uygulamalarını kullanıyorum. Ancak en yoğun kullandığım uygulama Foursquare. Foursquare’i kullanırkenki motivasyonum kişisel tarihçemi oluşturmak. Çok seyahat ediyorum ve birçok yeni yer keşfediyorum bu yerleri de Foursquare’den işaretliyorum.  Yeme içme ile ilgili yerleri ise, ki genelde öyle oluyorlar, Foodspotting’e ekliyorum. Bir yandan da telefonumda yol tarifi için kullandığım bir navigasyon uygulaması var. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, geleneksel navigasyon uygulamaları yeni parlayan lokasyon tabanlı hizmetlerin kendileri için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduklarının farkında değiller. Oysa bu firmalar Foursquare’deki bilgileri alıp uygulamalarının içerisine ekleseler çok daha işe yarar bir bilgi katmanına sahip olabilirler.

Lokasyon bazlı servislerin en önemli pazarlama araçlarından birisi Review’lar. Siz Review’lar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben slashdot.com’u 90lı yıllarda kurulduğundan beri takip ediyorum. Bu sitenin en büyük özelliği haberlerin altına girilen yorumlardı. O zamanlar Radikal gazetesinin internet sitesini yönetiyordum ve siteye yorum fonksiyonu ekledim. Önce hiç geri dönüş alamadım çünkü daha önce kullanıcılara böyle bir fonksiyon sunulmamıştı. Ancak sonrasında “yorumunuzu yazın” gibi bir ibare ekleyince insanlar yorumlarını yazmaya başladı ve böylece haberle ilgili yetkin kullanıcılar içeriği zenginleştirici yorumlar yazıp haberin değerine katkıda bulundular. Bu durum çok kısa bir sürede bugünkü haline geldi. Yorumlar kısaldı ve sığlaşmaya başladı. Sosyal medyanın insanlara uzattığı bu sihirli değnek onlarda şu algıyı oluşturdu; “Herkesin her şey hakkında söyleyebilecek bir sözü var.” Bu çok doğru bir algı olmakla birlikte insanların düzgün kullanamadığı bir nokta. Yapılan yorumlar, yemeği beğenmedim, şu yemek çok lezzetli gibi subjektif yorumlar. Örneğin geçenlerde havaalanında Foursquare’de 300 adet tip’e rastladım. Bir sürü çer çöp bakındım durdum. Ortada çok fazla bilgi var, ama bu bilgileri ayıklayıp faydalı olanı çıkartan bir hizmet yok. Bu türden bir hizmet gelecekte çok işe yarayacaktır.

Popüler lokasyon bazlı uygulamaların çoğu “Check-in” üzerine kurulu. “İnsan neden check-in yapıyor?” sorusuna sizin cevabınız ne?

Bu soru sosyal medya ile yeni tanışan insanların tipik argümanı haline gelmiş durumda. Ben bu soruyu bir dönemki internet asosyalleştiriyor mu, mankenden şarkıcı, türkücüden oyuncu olur mu gibi sığ ve olayın gidişatına hiç bir etkisi olmayan polemiklere benzetiyorum. İnsanların anlamadığı şey şu; Foursquare ve emsali hizmetler kişilerin yaşam tarzlarına yönelik kayıt tutuyor. Siz gezen bir tip misiniz, evcimen misiniz, sanat sever misiniz, konser insanı mısınız bunları belirleyip bir profil yaratıyor. Bu profile bağlı olarak size akıllı tavsiyelerde bulunuyor. Foursquare’de “check-in” yapan çok insan var ancak “explore” tuşuna basıp bana buradaki kafeleri göster diyen insan sayısı oldukça az. Benim genelde kafelere gittiğimi bilen Foursquare hiç bilmediğim bir yere gittiğimde bana oradaki kafeleri ve kahve severlerin tavsiyelerini sunuyorsa onun anlamı çoğu kullanıcı için başkalaşıyor. Benim Foursquare’i kullanmaktaki amacım ise, günlüğümü tutmak. Yani, her gittiğim yeri tek tek deftere not almaktansa, Foursquare’de check-in yapıyorum. Aynı yere tekrar gittiğimde geçmişimden çıkartıp bakabiliyorum. Hem kendime hem de benim kafamda olan insanlara fayda yaratabilir miyim, onu düşünerek check-in yapıyorum.

Bir diğer önemli konu da lokasyon  bazlı reklamlar. Siz lokasyon bazlı reklamlar ile karşılaştığınızda ne hissediyorsunuz?

Lokasyon bazlı reklam ve pazarlamanın bana izinli, ilgili ve faydalı içerik sağlaması gerekiyor. Çünkü bu çok kolay SPAM aracına dönüşebilecek bir nokta. Kimse sokakta ilerlerken 10 metrede bir telefonuna kampanya tanıtımı gelmesini istemez. Ben acaba etrafımda makul bir kampanya var mı diye tarama yaptığımda bana fayda sağlayabilecek içerik ile karşılaşırsam bu benim için anlamlı olur. Bölücü ve rahatsız edici bir reklam kimseye fayda sağlamayacaktır.

Peki, sizce Foursquare’e yeni eklenen özellik “Radar” üzerinden reklamlar duyurulabilir mi?

Ben Foursquare’in yaratıcısıyla iki defa ayaküstü sohbet etme fırsatı buldum ve bununla birlikte olabildiğince yakından takip ediyorum. Hepsinden edindiğim ortak izlenim bu hizmetin faydalı ve eğlenceli olabilmesi için ellerinden geleni yaptıkları. Öncelikleri tamamen bu. Zaten bu, melek ve risk yatırımcıların desteğiyle ilerleyen Amerikan şirketlerinde çok sık karşılaştığımız bir durum. Foursquare, üç beş firmanın başarı öyküsünü yaratmak için milyonlarca kullanıcıyı mağdur etmeyi istemeyecektir. Markaların pazarlama için her şeyi bir araç olarak görme hali yeni bir şey değil. Bir pazarlamacı için her şey pazarlama sathıdır. Zamanında posta kutularımızı dolduran broşürler veya yolda yürürken elimize tutuşturulan ya da arabalarımızın sileceklerine sıkıştırılan kartvizitler gibi. Ben hiçbir zaman Foursquare’in böyle bir kabus teorisine dönüşeceğini düşünmüyorum. Elbette ki markaların cin fikirleri olacaktır ancak bu fikirler uygulamaya geçirilirken kullanıcıların elinde onları filtreleyecek araçlar da beraberinde getirilecektir. Benim bu konuda en güvenmediğim mecra Facebook. Çünkü ben Facebook’un kullanıcı değil, markalar lehine çalıştığını düşünüyorum. Facebook Places palazlandığında bu kabus teorisi gerçekleşebilir. Bununla birlikte, Facebook Places birkaç tanıtım kampanyasıyla hype yaratabilir. Ancak, Facebook kullanıcısı Foursquare kullanıcısı kadar lokasyon tabanlı kampanyaları sahiplenir mi emin değilim açıkçası.

Lokasyon bazlı hizmetlerin hızla arttığı bu uygulamalar dünyasında sizce bir sonraki yenilik ne olabilir?

Recordedfuture.com diye bir siteyi takip ediyorum uzun süredir, beta zamanından beri kapalı grup kullanıcısıyım. Yaptıkları şey kısaca Web 3.0 da denilen semantik web. Yani kelimeleri ve kelime öbeklerinin analizini yaparak bir profilleme, tahlil yapma. Şöyle bir öngörüleri var ve bu konularda somut delilller de sunuyorlar. Belirli bazı kelime öbekleri, belirli bazı kültürlerde ve platformlarda teleffuz edilmeye başlayınca bir şeyler oluyor. Örneğin, Orta Doğu’da “cihad”, “Amerika” ve “siyonizm” gibi kelimler sık kullanılmaya başlayınca bir terör eylemi oluyor. Recordedfuture.com da bunların analizini yapıyor. Mesela, petrol piyasasında dalgalanma olup olmayacağını analiz edip firmalara bu raporları sunuyor. Bizlerin sosyal medyadaki paylaşımları bireysel, bölgesel, ülkesel ve küresel ölçekte ruh halimizi ve yaşamımızı ortaya koyuyor. Zaten insanların sosyalleşirken birbirleri ile paylaşacağı bilgileri bizler sosyal medyada paylaşıyoruz. Ben ne dinlerim, hangi mekanlara giderim, nelerden hoşlanırım, nerelere tatile giderim gibi. Ben bu veriler ile oluşturulabilecek bir hizmetin çok da uzak olmadığını düşünüyorum. Ortaya döküp saçtığımız bilgilerin tasnifi yapılacaktır. Örneğin, benim tweetlerimden depresif bir ruh halinde olduğumu anlayıp ya da Last.fm’deki müzik listeme bakıp ilgilendiğim gruplardan birinin konserinin duyurusunu yapacak bir hizmet yakında karşımıza çıkacaktır. Geleceğin modeli farklı platformlardaki verileri analiz ederek birleştirip onları bir noktada toplayan ve kullanıcılara fayda sağlayacak hizmetler olacak diye düşünüyorum. Her gün yeni bir sosyal mecra ortaya çıkıyor, hiç kimsenin bu kadar farklı mecrayı beslemeye ve hepsinden fayda almaya vakti yok, vaktimiz giderek azalacak.

Son olarak, sizce mükemmel lokasyon bazlı servis içerisinde neleri barındırmalı?

Önceden de belirttiğim gibi üç altın kuralı var. İzinli, ilgili ve faydalı içerik sağlamalı. Biz şu an sosyal medyada kullanıcıların üzerine çok yük bindirilen bir dönem yaşıyoruz. Oysa bizzat bu hizmetleri sağlayan siteler için birçok çözüm var. Örneğin Foodspotting, Foursquare’den benim ziyaret ettiğim restoranları çekse ve önüme bir liste koysa, gittiğin restorantlardan bana önerebileceğin yemekler var mı dese benim üzerimden büyük bir yük almış olur. Ya da bir firma telefon operatörlerine gidip bu uygulamalar üzerinden kullanıcılarının yaşam alanlarını belirleyerek bir kampanya modülü geliştirebilir. Bence artık firmaların bu konu üzerine kafa yorup ortadaki bilgileri tasnif ederek kendilerine uyarlamaları gerekiyor. Çünkü, kullanıcılar bireysel olarak daha fazla yükü kaldırabilecek durumda değiller. Zaten piyasada herkese yetecek kadar uygulama var. Ben uygulama geliştiricilere işi gücü bırakıp bu sosyal ağların API’lerini bir hatmetmelerini tavsiye ederim. O API’lerin ana hatlarını bir kenara yazdıktan sonra, eminim şu ana kadar akla gelmemiş parlak bir fikir ile masadan kalkacaklardır.

İnci Damla Güneşliler

Bahçeşehir Üniversitesi'nde Sinema & TV bölümünden mezun olduktan sonra Sosyal Medya ile tanışan hayata aşık, aktif hatun kişi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir